DOLAR 31,3437
EURO 33,9995
ALTIN 2.097,20
BIST 9.097,15
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Az Bulutlu
İstanbul
13°C
Az Bulutlu
Cts 12°C
Paz 16°C
Pts 14°C
Sal 11°C

‘Yetenek sizsiniz’

24.05.2012
A+
A-

Türkiye’nin, ata sporu güreşte bugüne kadar kazanmış olduğu 44 dünya şampiyonluğundan biri, ”yeteneksiz” olduğunu fark ederek bu sporu bırakan ve gazeteciliğe yönelen Ali Gümüş’ün imzasını taşıyor. 1940 yılında Safranbolu’da dünyaya gelen ve 1955’te İstanbul Güreş İhtisas Kulübü’nde minderle tanışan Ali Gümüş, kendi ifadesiyle ”mahallenin en güçlüsü olduğu halde, idmanlarda sürekli havada gezdiğini” fark edince güreşi bırakmış. Sonrasında vücut geliştirme ve halteri deneyen, hatta halterde milli takıma girmeyi dahi başaran Ali Gümüş, 1959’da gazeteciliğe başlayarak, ”ilk göz ağrısı” güreşi izlemeye başlamış.
Dünyada, en fazla uluslararası güreş müsabakası izleyen basın mensubu olan Ali Gümüş, 1967 yılında Romanya’nın başkenti Bükreş’te düzenlenen Dünya Şampiyonası’nda, Grekoromen Milli Takımı’ndan Sırrı Acar’ın, son derece ilginç şekilde gelişen olaylar neticesinde altın madalya kazanmasında başrolde yer almış.

HAKEMLERİN HESAP HATASI

Türk spor basının duayenlerinden Ali Gümüş, 1967 Dünya Grekoromen Güreş Şampiyonası’nda yaşanan ve çok az insan tarafından bilinen ilginç olayı, 43 yıl sonra anılarını şöyle anlattı:
”Bükreş’teki Dünya Şampiyonası, Panionara Paten Salonu’nda, 24 ülkeden 137 sporcunun katılımıyla yapıldı. 78 kiloda 20 sporcu vardı. O zaman sistem, bugünkünden çok farklıydı. ‘Fena puan’ uygulaması vardı. 6 fena puana ulaşan sporcu, final şansını kaybediyordu ve madalya sıralaması en az fena puanı bulunandan başlayarak oluşuyordu.
Sırrı Acar ilk turda İngiliz Shacklady’i tuşla yendi. İkinci turda Alman Peter Mettekowen ile puansız berabere kaldı (2.5 fena puan). Üçüncü turda Finlandiyalı Eira İkola’yı tuşladı. Dördüncü turda Doğu Alman Rudolf Wesper ile puanlı berabere kaldı (2 fena puan). Yarı finalde Bulgar Bobo Dorisiev ile karşılaştı. Sürekli faul yapan Dorisiev, Sırrı Acar’ın vücudunu yara içinde bıraktı. Bu arada hakemler Bulgar güreşçiye 3 kez ihtar verdi. Üçüncü ihtardan sonra Bulgar’ın diskalifiye olması ve Sırrı Acar’ın finale çıkması gerekiyordu. Fakat bilerek ya da bilmeden, müsabakayı devam ettirdiler. Sonuçta puansız beraberlikle, Sırrı Acar 2.5 fena puan daha alınca (toplam 7 fena puan) final şansını kaybetti. Sovyetler Birliği’nden Victor Igumenov şampiyon, Doğu Alman Wesper ikinci, Sırrı Acar üçüncü ilan edildi. Madalya töreni yapıldı ve Acar bronz madalyayla kürsüden ayrıldı. Dönemin Federasyon Başkanı Cihat Uskan’ı ve antrenörleri uyardım. Fakat Türk heyetinin itirazlarından sonra bu kez İsveçli Jean Karström üçüncülüğe yükseltilip, Sırrı Acar dördüncü sıraya düşürüldü.
O dönemde FILA Başkanı, bana üç kez ‘dünya güreşine hizmet madalyası’ veren Yugoslav Milan Ercegan’dı. İkimiz de Ambassador Otel’de kalıyorduk. Aynı akşam odasına gidip yapılan hatayı aktardım. Baktı, inceledi ve hatayı kabul etti. Ertesi gün Sırrı Acar ile Sovyet sporcunun final yapacağı bildirildi. Fakat Sovyet güreşçi tartıya dahi gelmedi. Bunun üzerine Ercegan, Sırrı Acar’ın dünya şampiyonluğunun tanınacağını, altın madalya ve kupasının gönderileceğini, fakat resmi kayıtlarda Sovyet sporcunun isminin yer alacağını söyledi. Gerçekten de Sırrı Acar’ın madalya ve kupası daha sonra İstanbul’da düzenlenen bir törenle, FILA görevlisi tarafından teslim edildi.”
Dünya güreş tarihine geçen sözkonusu olayla ilgili haberiyle, 1968 yılında TSYD’nin yarışmasına katıldığını ve ikincilik ödülü aldığını dile getiren Ali Gümüş, ”TSYD’nin bana verdiği ‘gümüş’ madalyaya her baktığımda, Sırrı’nın ‘altın’ madalyasını da görürüm” diyerek duygularını dile getiriyor.

ACAR: ”ALİ AĞABEY, TÜRK GÜREŞİ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ”

– Güreşe tıpkı Ali Gümüş gibi İstanbul Güreş İhtisas Kulübü’nde başlayan ve dünya şampiyonluğunun yanı sıra dünya üçüncülüğü, iki kez de Avrupa şampiyonluğu bulunan, sonraki yıllarda Milli Takım’da antrenörlük, Güreş Federasyonu’nda asbaşkanlık yapan Sırrı Acar da kariyerindeki en önemli başarıya ulaşmasında Ali Gümüş’ün sağladığı katkıyı inkar etmiyor.
Acar, ”Bugün dünya şampiyonluğunun onurunu ve gururunu yaşıyorsam, bunda Ali ağabeyin de önemli payı var” derken, mütevazı kişiliğini de ortaya koyuyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.