DOLAR 33,0093
EURO 35,9817
ALTIN 2.564,91
BIST 11.064,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
31°C
Parçalı Bulutlu
Cts 32°C
Paz 32°C
Pts 33°C
Sal 34°C

Nafile…

18.07.2013
A+
A-

Fenerbahçe ve Beşiktaş’a değil Türk futboluna bomba düştü.

UEFA Disiplin Kurulu’nun Fenerbahçe ve Beşiktaş’tan savunma istemesi ve Fenerbahçe’ye 2 yıl,Beşiktaş’a 1 yıl Avrupa’dan men cezası istemesi,tersine esen bir rüzgar oldu.

İki takımımızdan da bunun altından kalkacak savunmayı yapmasını beklemek,futbolumuz ve ülkemiz adına gereklidir.

İlk savunma başarısız oldu, ama sırada Tahkim var,sırada Cas var.

Ama asıl bizim sormamız gereken…

Fenerbahçe’nin geçen sezon Avrupa’da mücadele etmesine izin veren zihniyetin, bir sezon sonra böyle bir kararın gölgesini şimdi bizlere uzatması…

Bizim sormamız gereken…

”Sayın UEFA sizin siyasetiniz de bizim ülkemizi karıştırmak üzerine mi kuruldu?

Şayet UEFA engizisyon mahkemesi değilse…

Kulüpleri zor durumda bırakmasının tüm hallerini hayata geçirmediyse.

Eğer mesele Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın kendi kaderleriyle yüzleşmesiyse.

Bunların cevaplarını da zaten gelecek zamanın içinde göreceğiz.

İç hukuklarında iyi yönetilmemiş olmanın kaderini yaşıyoruz. Zamanında verilemeyin kararların,böylesine acı biçimde ödetilmesi hem Türk Futboluna zarardır,hem de kulüplere.

Aslına bakarsanız mesele ülkemizin meselesi.

Futbolumuza felç geldi.

Bir ülkede yargı başka, federasyon başka karar verirse.

Mesele”rüzgar gibi geldi geçti”havasıyla zamanın akışına bırakılırsa.

Bunlar kaçınılmaz oluyor.

Meselenin siyasi boyutu olabilir mi? Bir ihtimal olabilir!

Meselenin adaletsiz bir yanı var mı? Olabilir!

Fenerbahçe’nin savunmasında soruların yanıtsız kalması ve savunmadaki doğruların iddianamede bulunan hatalarla çatışması böyle düşünceler oluşturabilir.Çünkü adaletsizliğin kukla oynattığı tiyatroları Avrupa’da çok gördük.

Herkesin düşünceleri kendine göre işliyor olsa da ortada işlemesi zorunlu bir karar var.

Tamam, boynumuz kıldan ince!

Ama şunu unutmayalım ki hayat herkesin gönlüne göre değil.

Adalette öyle…

Nefret bir koyuyor, bin alıyor.

Para ve siyaset adına bütün değerlerin ipe çekildiği bir dünya düzeninin içindeyiz.

Şike soruşturması, tek kişilik gösterilerin içinden bir ya da iki takımın”kurban etmekle”ödeştiriliyorsa.

Ne samimiyete, nede adaletin ruhuna kimse inanmaz.

Avrupa! Ayrımcılığın merkez üssü Avrupa!

Fenerbahçe’yle,Beşiktaş’la uğraşmak kendini tatmin edecek bir olaysa.

Bunun içine UEFA da girmişse.Ve arkadan vurmak onlar için sanatsa.

Artık takımlarımız adına kendi güçlerini ortaya dökmenin sırası gelmiştir.

Çünkü takımlarımızın kendi güçlerinden başka hiçbir güce ihtiyaçları yoktur.

Tamam, madem bu ceza bir milat olacak!

O zaman, meseleye ülkemiz açısından bakıp bir şeylerin değişmesi gerektiğini öğrenmeliyiz artık.

İhtiyacımız olanların listesini yayınlarsak, ilk sıraya yönetici zarafetini koymalıyız.

Bu iki takımımızın tarihine yönelik linç söylemlerine yönelecek olan kim varsa,onları futbolumuzun en büyük şiddet eylemcisi saymalıyız.”Şimdiye kadar tescil edilmemiş kirler masum sayılmaz”notunu da düşerek.

Çünkü insanlıktan çıkmaya müsait bir düzenimizin olduğu ortada.

Ufukta görünenlere bakılırsa,şimdiki yönetici biçimiyle düşmanlık tavan yapacak.

Futbolumuzun buruşuk yüzünde,televizyonlarda kafa ütüleyen yorumculara gün doğacak.

Ortalığı kızıştırmanın yeni formülleri sahnelenecek.

Ruhlarında zerre kadar adalet ve temizlik olmayan adamlar bile adalet ve temizlik nutukları atacak.

Ve futbolumuz biraz daha yan yatacak.

Pekala bundan sonrası ne olacak?

Tahkim ve Cas’ın kapısı açık.

Ama şimdiye kadar o kapıdan girenler hep eli boş çıkmış.

Yani NAFİLE girişim!

Ne yapalım hayatta ödül de, var ceza da.

Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın görkemli tarihi bunun üstesinden tabiî ki gelecektir.

Marka zararı denilen şey de,iki yılda daha parlak boyuta ulaşabilir.

Çünkü iki takımın taraftarı da bu sevginin, bu aşkın bekçisidir.

İki takımımızın da kaybettiklerini kazanacak güçleri vardır.

Lacivert hüzüne, sarı güneş.

Siyah mateme, beyaz sevda olarak gelenek devam edecek.

İnsana kin yakışmaz.

Unutun nefretin sloganlarını,taşlarını.

Küfürleri,aşırı tepkileri unutun.

Dilini değiştirin rekabetin.

Cehennem ateşine, cennetin  musluğunu açın.

Şimdi önümüzde fotoğrafı içinde saklı bir çerçeve duruyor.

O çerçeveye sevgi , dostluk doldurmak Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray taraftarlarının görevidir.

Bu düşüncelerin kelebek ömrü olmamasını diliyoruz.

İklimi değiştirmenin yolculuğuna çıkalım.

Çünkü hiçbir yol durdurmaz yolcusunu.

Hele ki kardeşliğin…

Saygılarımla.

Yazar : Fehmi Erdoğrul

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.