DOLAR 32,2687
EURO 34,9272
ALTIN 2.423,38
BIST 10.479,16
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Açık
İstanbul
26°C
Açık
Per 27°C
Cum 28°C
Cts 29°C
Paz 31°C

BİZ Olabilmek BİZ Diyebilmek ( London 2012 )

30.08.2012
A+
A-

Tüm dünyanın adeta televizyon karşısına kilitlenip kendi sporcularını takip ettiği, bazı ülkelerin kazandığı madalyaları ancak hesap makinasıyla hesaplayabildikleri dünyanın en büyük organizasyonu dört yılda bir yapılan OLİMPİYATLAR bu yılki orijinal adıyla London 2012.
Bu yıl olimpiyatların ev sahibi Büyük Britanya. Gözlemlediğim kadarıyla merakla beklenen açılış töreni özellikle İngiltere’nin reklam ve tanıtım filmi gibiydi. İnsan hakları, sağlık, kadınlar, çocuklar, doğa ve engelliler ülkenin doğal güzellikleriyle birlikte ön plana çıkartılmış ve adanın dünyaca ünlü popüler yüzleri bu reklam filminde başroldeydiler. Gerçekte de açılış törenindeki tüm senaryo OSCAR ödüllü bir yönetmen tarafından yönetildi. Tekrar söylüyorum bence bu tören başarılı bir tanıtım ve reklam filmiydi ancak Pekin 2008 deki görsel etkinlikler tartışması z muhteşem bir şölendi ve marjinal seviyedeydi.
Türkiye Olimpik Milli Takımı olarak Londra Olimpiyat Oyunları’na tam 114 sporcumuzla gümbür gümbür büyük umutlarla gittik. Başbakanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın olimpiyatlara gidiş öncesi milli sporcularımızla bir araya gelmeleri, sporcularımıza baklava göndermeleri, maddi ve manevi tüm desteğin verilmesini istemeleri, Gençlik ve Spor Bakanı mız Sayın Suat KILIÇ’ın kafile başkanı olarak sporcularımıza önderlik etmeleri, Spor Genel Müdürümüz Sayın Mehmet BAYKAN’ın hemen hemen her müsabakada eline bayrağımızı kapıp salonlardaki yerini almaları ve ilgili federasyon yöneticileriyle birlikle sporcularımıza bir baba şefkatiyle destek olmaları takdir edilmesi gereken davranışlardır. Her bir büyüğümüze, spora ve sporcularımıza gösterdiği ilgiden dolayı her şeyden önemlisi bir sporsever olarak ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca olimpiyatlarda görev yapan tüm hakem arkadaşlarıma da teşekkürlerimi sunuyorum.
Gelelim bugüne kadar alınan sonuçlara;
Yazıklar olsun!
İlk turdan eleniyorsunuz!
Kaç gündür daha bir madalya bile alamadınız!
114 sporcu kafilesi değil turist kafilesi!
Yüzümüzü kara çıkardınız!
Çuvalladınız!
Nal topladınız!
Hiç mi çalışmadınız?
Londra’ya tatile mi gittiniz?
Kolay yolu seçmeyelim efendiler. Acımasız ve insafsızca eleştirmeyelim. Ey sporseverler, durun yapmayın diyorum. Basındaki arkadaşlarım eleştirmek tabi ki hakkımız ancak birazcık el insaf diyorum. Avrupa ve Dünya Halter Şampiyonalarında görev yapan bir hakem olarak federasyonların, antrenörlerin ve sporcuların ne kadar özveri ve istekle çalıştıklarına, havlulardaki terin ıslaklığına bire bir şahidim. Son Avrupa Halter Şampiyonu Sibel Şimşek’in şampiyon olduğu günün ertesi sabahı bile kaldığı otelden 30 kilometre mesafedeki antrenman salonuna gelip, bu olimpiyatlar için hazırlık antrenmanı yaptığını biliyorum. Aylin Daşdelen, Nurdan Karagöz de aynı, diğer erkek halter takı- mındaki sporcularımız da aynı. Onların terini, isteğini, emeğini kimsenin hiçe saymasına göz yumamam. Olimpiyat atmosferinden midir, motivasyon eksikliğinden midir, olmadı, olmadı, olamadı işte. Bilemiyorum biz nerde yanlış yaptık?
Bu ülkede bir yıl önce kurulmuş yeni bir Gençlik ve Spor Bakanlığı var. Elbet bizlere kulak verecek, elbet bizlerin fikirlerine de önem vereceklerdir. Bize düşen, şampiyon olanı kutlamak, başaramayanı yerden yere vurarak değil, öncelikle ”Biz” diyebilmek , Biz nerde yanlış yaptık? diyebilmek, ”Nelerimiz eksik? Bu eksiklerimizi nasıl giderebiliriz?” diyebilmektir. Başarının gelebilmesi için neler yapılmalı?” yı tartışabilmektir mühim olan. Bunlar saptanır, planlı ve sistemli çalışılırsa ancak o zaman Brezilya’da gerçekleşecek RIO 2016 olimpiyatları bir Türk karnavalına dönüşür ve hep birlikte şöyle haykırırız;
DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GEBE EY NAZLI HELAL…
Saygılarımla…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.