Potanın kitabını yazan adam: Wilt Chamberlain

Günlük yaşamda çok sık kullanılan deyimlerimizden biridir “kitabını yazmak” Hemen etiketleyiveririz birilerini: “Şu, bu işin kitabını yazdı… Bu, işin alfabesini öğretti bize.” Hâlbuki hakikat hiç de öyle değil. Bir şeyin kitabını yazmak için, o işi en iyi bilen/yapan olmak gerek. Ama maalesef, hiçbir şeye doğru düzgün ölçü koyup, adil bir terazi kuramadığımızdan…”Kitabını yazmak” deyimini de sıradanlaştırdık.

Basketbol; dünyada, atletizmle yüzmeden sonra en önemli üçüncü olimpik spor dalı sayılır. Ve bu spor dalının gerçek manada kitabını yazmıştır Wilt Chamberlain.

Onun sayesinde, onun yüzünden birçok basketbol kuralı ya ortadan kalkmış, ya değişmiş, ya da yepyeni bir hal almıştır. Bazı kurallar ise; o bu oyunun sınırlarını sonuna dek zorladığı, genişlettiği, basketbolu güzelleştirdiği için getirilmiştir.

Kadınlara düşkün, çapkın biriydi. 20.000 kadınla yattığını söylese de, ölümünden 3 ay önce “ Bin kadınla beraber olmaktansa bir kadınla bin farklı şekilde birlikte olmak daha iyidir” diyebilmişti ve onca ilişkisine rağmen, şimdiye kadar sadece bir kişi onun çocuğu olduğunu kanıtlayabildi.

Özel yaşamında verdiği görüntünün aksine, çok yardımseverdi. Sık sık isimsiz bağışlarda bulundu. Amatör spor ve sporculara her zaman destek oldu. A.B.D. voleybolunun gelişmesi için çalıştı.

Muhammed Ali’ye meydan okuyacak cesareti, özgüvenli vardı. Maç anlaşmasının imzalanıp müsabakanın organize edildiği salonda Ali’nin sataşmalarına dayanamayıp, maç yapmaktan vazgeçti.

Başarılı bir iş adamıydı. Kitaplar yazdı. Hayatın hemen her alanında aktifti. 1973’te sineme yapımcılığına soyundu. 1984’te Arnold Schwarzenegger’le başrolü paylaştığı “Conan the Destroyer” filminde çok başarılı bir performans sergiledi.

Kız kardeşi Barbara, şöyle anlatıyordu abisini:” Wilt tam bir deliydi. Los Angeles’taki evimizde garajdan aşağıya atlardı. Ahırların üzerinden evlerin damlarına yürürdü. Korkusu yoktu. İkinci katın balkonundan havuza bile atlardı. İşin ilginci bunları annemle birlikte yapardı.”

Evet, bir deliydi o. Ama sporun delisi. İçinde biriktirdiği büyük enerjiyi sürekli sporla uğraşarak eşsiz başarılara dönüştürüyordu. (günde 8 saat atletizm, 1 saat basketbol antrenmanı yapardı.)

Sanki basketbol oynasın diye özel olarak gönderilmişti yeryüzüne. Bu konudaki rahatlığını da şöyle ifade etmişti: “ Basketbol sanki süt çocukları için yaratılmış bir oyun.”

İlkokul yıllarında yakalandığı zatürre hastalığı nedeniyle ölümden dönen, bu yüzden eğitimine bir yıl ara vermek zorunda kalan oyuncu, bir basketbol ilahına dönüşeceği yolculuğun başlangıcını şöyle anlatmıştı: “Philadelphia’da basketbol adeta kralların oyunu gibiydi, bana “Basketbol oynuyor musun?” diye sorduklarında,”biraz, ama atletizmde en iyi gençler derecelerim var,” dediğimde, kimse ilgilenmiyordu. Ben de topu elime almaya karar verdim.”

Lise ikiyi bitirdiği yıl, yaz tatillerinde çalıştığı otelde basketbol oynarken, dönemin Boston Celtics koçu Red Auerbach tarafından keşfedildi. Üniversite yıllarında yakalandığı insomnia (uykusuzluk hastalığı” onun bir basketbol devi olmasını engelleyemedi ama… Onu henüz 63 yaşındayken aramızdan ayıran zincirleme kalp krizlerinin, baş tetikleyicilerinden biriydi kuşkusuz.

Profesyonel yaşamı boyunca toplam 4 takımda oynadı: Harlem Globetrotters, Philadelphia Warriors, Philadelphia 76ers, Los Angeles Lakers. Basketbolu bıraktıktan sonra bir yıl koçluk yaptı.

İlk yılında, NBA’de yılın çaylağı seçildiğinde, belki de parlak geleceğinin ilk işaret fişeğini atmıştı ama aynı sezon sonunda kendisine yapılan faullerin ısrarla es geçildiğini, görmezden gelindiğini iddia ederek geldiği basketbolu bırakma kararının eşiğinden; büyük çabalar sonucunda döndürülebildi.

2 şampiyonluk yaşadı. 11 kez ribaunt, 7 kez sayı sayı, 1 kez asist kralı oldu. 7 kez sezonun en iyi hücum, 2 kez savunma beşine seçildi. 4 kez MVP oldu. Büyük bir sakatlık geçirdiği son sezon dışında, oynadığı her yıl, (13 kez) All-Stara davet edildi. Hala NBA’in ribaunt kralıdır. ( Toplam 23.924 ribaunt)

3 sayılık atışların olmadığı yıllarda bir pivot için kusursuz sayılabilecek bir kariyer ortalaması yakaladı: NBA tarihinde 20.000 sayı barajını aşan ilk kişidir. 30,1 sayı, 22,9 ribaunt, 7 blok, 4,4 asist ortalamalarıyla oynadığı senelerin kırılamaz rekorlarına ulaştı.

Basketbolun ilk büyük yıldızıydı. Bir maçta orta sahadan yaptığı 25 atışın 23’ünü çembere sokuşunu; insan üstü gücüne,(Lastiği patlamış bir otomobili tek eliyle havaya rahatça kaldırabiliyordu.) atletizmden edindiği yere sağlam basışına, dengeli hareketleriyle fiziğine borçluydu. Topu kendi potasından alıp, karşı potaya bırakabilecek denli harika bir fizik kondisyonu vardı.  Art- arda oynadığı iki maçta 135 sayı üretmeyi eşsiz kas kuvvetine borçluydu. O yıllarda,“Dünyanın en güçlü insanı” deniyordu Wilt Chamberlain’a. Hayranlık uyandıran bir bedensel üstünlüğü vardı rakipleri karşısında.

Ribauntlarda doğru yer tutup çok iyi sıçradığı için çemberden dönen topların çoğunu sayıya çevirirdi. Sırf bu özelliği yüzünden, takım arkadaşları “serbest atış kaçırma antrenmanları” yaparlardı. Çünkü biliyorlardı: Dönen topu Chamberlain mutlaka sayıya çevirirdi.

2 Mart 1962’de Philadelphia Warriors- New York Knicks maçında hala kırılamayan rekoruna ulaşıp 100 sayı, 25 ribauntla oynarken, onu savunma talihsizliğini yaşayan Darrel Imhoff karşılaşma sonunda şunu diyecekti: “ Artık hayatımda uykularımda kâbus göremem, çünkü bu gece gerçeğini yaşadım.”

Yazının başında, Wilt Chamberlain’nın basketbola getirdiği yeniliklerden, değiştirdiği kurallardan söz etmiştik hani. Son olarak biraz da o konuya eğilelim isterseniz:

O, potaya daha zor gitsin, daha az sayı atsın diye 3 saniye koridoru genişletildi mesela.

Topu pota üstünden aşırarak oyuna sokmak yasaklandı.

Çünkü pota arkasından havalandırılan neredeyse her topu alıp, kolaylıkla sayıya çeviriyordu.

Serbest atışların atış olarak yapılması zorunlu hale getirildi.

Topu yere çarptırarak havaya kaldırıyor, sonra kendi topunu tutup sayı yapıyordu.

Onu durdurmak isteyenler, üçlü savunmayı icat etti. Başka türlü önünde durmak olanaksızdı.

Double trible double istatistiğinin yaratıcısı olmuştur.

Ve Wilt Chamberlain mucizeleriyle bitirelim isterseniz söyleşimizi:

Bir sezonda en fazla sayı: 4,029

Bir sezonda en yüksek sayı ortalaması: 50,4 sayı

Bir maçta en fazla sayı: 100

Bir devrede en fazla sayı: 59

Kariyerinde en fazla 50 sayı barajını geçen oyuncu: 118 kez

Bir sezonda en fazla 50 sayı barajını geçen oyuncu: 45 kez

Kariyerinde en çok 40 sayı barajını geçen oyuncu: 271 kez

Bir sezonda en fazla 40 sayı barajını geçen oyuncu: 63 kez

En fazla maçta (118 maç) elliden fazla sayı yapma rekoru,

En fazla maçta (32 maç) altmışın üzerinde sayı yapma rekoru,

Ard arda (14 maç) kırkın üzerinde sayı yapılan maç rekoru,

Ard arda (65 maç) otuzun üzerinde sayı yapılan maç rekoru,

Ard  arda (126 maç) yirminin üzerinde sayı yapılan maç rekoru,

En fazla sayı atan çaylak oyuncu rekoru (maç başına 37,6 sayı ile),

En yüksek yüzdeyle bir sezonda basket yapma oranını (%72,7)

*Haftaya Türk Basketbolunun sayı makinası Harun Erdanay’ı konuşacağız.

Sağlıcakla kalın.

**Yazarın notu: Wilt Chamberlain / Murat Murathanoğlu ile Bir zamanlar Amerika (4) adlı videoyu izlemenizi ;“Wilt Chamberlain 83 Yaşında” başlıklı Kuzey Kılıç imzasıyla Eurosport’ta; “ Wilt Chamberlain: Potanın İlk Büyük Yıldızı” başlığıyla Caner Ceylan imzasıyla www.mokapota.com adresinde yayınlanan yazıları ve Wikipedi’nin “Wilt Chamberlain” maddesini okumanızı öneririm.