Yaşasın Kültür-Sanat!

Her gazeteci için köşe yazıları çok özeldir. Köşeler hem kendini ifade etme, hem de her bir değerli okuyucuyla baş başa sohbet etme imkanı tanır.

 ‘Anıl Budak ile Kale Arkası’ köşesinde de bu sohbetleri bol bol gerçekleştireceğiz.

Bugün ki konumuz evlere kapandığımız dönemde sarıldığımız dostlarımız; Kültür-Sanat…

Salgın sebebiyle duran hayatlarımızı hareketlendiren, renklendiren ve bizi kaygılardan uzaklaştıran kültür-sanat.

Evlerimizde gelecek kaygısı ve hastalık korkusuyla geçirdiğimiz günler de kadim dostlarımız yine kitaplarımız, film arşivimiz ve de hoşlandığımız müzikler oldu. Hani eski bir dosta rastlar, eski günleri yad edersin ya işte bizi de yenileyen ve zor günler de dinç kalmamızı sağlayan kültür ve sanat oldu.

Evler de geçen günler de özgür kalmamızı sağladı.

Şimdi yeni normalleşme süreci başladı. Özlediğimiz şeyleri kısıtlı imkanlarla da olsa yapabiliyoruz.

Fakat zor günlerimizde sarıldığımız dostumuzun şimdi bize ihtiyacı var. Corona virüsü salgını nedeniyle zor günler geçiren sinema emekçileri, tiyatrocular, müzisyenlerimiz kısacası sanata dair emek verenlerimiz bizlerin desteğini bekliyor.

Yeniden sarılmak istiyorsak, şimdi kültür ve sanata daha sıkı sarılmamız gerekiyor.

O yüzden hep yüksek sesle yaşasın kültür ve sanat diyoruz.