Ruhunu Kaybeden Tribünler
Türk futbolunda milyon Euro’luk transferlerin gölgesinde kalan acı gerçekler: Derinleşen borç batağı, boş tribünler ve altyapıdan çalınan hayaller üzerine çarpıcı bir analiz.

Milyon Euro’luk Kramponlar, Boş Tribünler ve Çalınan Hayaller
Türk futbolu bugünlerde dev bir şantiye alanına benziyor; ancak inşa edilen şey bir gelecek değil, sadece günü kurtaran gösterişli makyajlar. Ocak ayı transfer penceresi kapanırken manşetleri yine milyon Euro’luk maaşlar, özel jetlerle gelen yıldızlar ve “yılın transferi” etiketleri süslüyor. Peki, bu ışıltılı kramponların bastığı zemin ne kadar sağlam?
Parayla Saadet, Borçla Gelecek
Kulüplerimizin borç yükü dağları aşmışken, Bankalar Birliği anlaşmaları nefes borumuzu sıkarken hala Kante’lerin, Lookman’ların, Abraham’ların peşinde koşuyoruz. Evet, bu isimler heyecan verici; ancak bu transferler, yangın yerine dönmüş bir eve pahalı bir İtalyan mobilyası almaktan farksız. Biz milyon Euro’luk kramponları sahaya sürerken, o kramponların altında ezilen bir gerçek var: Mali sürdürülebilirlik.

Ruhunu Kaybeden Tribünler
Gözünüzü transfer haberlerinden çevirip hafta sonu maçlarına bir bakın. Modern, devasa ama ruhsuz stadyumların koltukları neden boş?
Anadolu’nun köklü çınarları bir bir alt liglerin tozlu raflarına kaldırılırken, yerlerini semt takımları ya da şirket projeleri aldı. Taraftarın olmadığı, aidiyetin bittiği bir yerde futbol sadece “içerik” üretilen bir endüstriye dönüşür.
Passolig rakamları bir başarı hikayesi anlatmıyor; aksine, futbolun halktan kopuşunun istatistiğini tutuyor. Eskiden stadyumlar bayram yeriydi, şimdi ise sadece yüksek güvenlikli birer beton yığını.
Çalınan Hayaller: Altyapı mı, “Al-Sat” mı?







