Oytun Çölok Spor Meydanı’nda

“Merhaba,

Ben Oytun Çölok. Bu haftadan itibaren iki hafta da bir bu köşede sizlerle birlikte olacağım. Konumuz tabii ki spor olacak ve spor kültüründen sıklıkla bahsedeceğiz. Fakat branş olarak üzerinde duracağım spor dalı ise rugby league (ragbi lig) olacak. Bu yazıda öncelikle kendimden ve bu spor dalı ile olan gönül bağımdan bahsetmek istiyorum.

Evet, gönül bağı dedim çünkü biz amatör bir spor ile ilgileniyoruz. Birçoğumuz için bu spor hobimiz. Aslında mesleklerimiz çok farklı bizlerin. Doktorundan yöneticisine, öğretmeninden avukatına, ekonomistine, iktisatçısına, üniversite öğrencisinden lise öğrencisine kadar geniş bir yelpazeye sahibiz. Bendenize verilen unvan ise “iletişim uzmanı terapist”. İçimizde spor akademisi bitirmiş veya halen okumakta olan birçok oyuncu da var. Fakat hangi mesleğe mensup olursak olalım, bu spor, inanın, profesyonelleşmemize ve gelişmemize çok büyük katkı sağladı. Bu spor hem çok eğlenceli hem de aslında çok güçlü bir kişisel gelişim aracı bana göre.

Devam edelim…

Yaklaşık 14 yıldır bu spor ile iç içeyim. Dikkat ettiyseniz spor ismini pek vermedim henüz. Bunun sebebi, şu an ülkemizde “rugby” ön adını taşıyan iki ayrı branşın var olması. Bir tanesi kurucularından biri olduğum ve halen Eğitim ve Gelişim Direktörü ve Milli Takımlar Menajerliği görevlerini üstlendiğim “Ragbi Lig Derneği’nin (TRLA) temsil ettiği ve bu köşede sizlere tanıtıp haberler vereceğim rugby league (13’lü rugby); diğeri ise rugby sporuna başladığım, Türkiye Ragbi Federasyonu’nun (TRF) temsil ettiği rugby union (15’li rugby). Bu iki “rugby” ön adlı spor, futbol ve tenis kadar birbirlerinden farklı iki branş. Ülkelerde temsil edildikleri kurumlar, Kıta federasyonları ve Dünya federasyonları hep farklı. Benzer yanları sertlikleri ve toplarının oval şekli. Fakat sizlere rugby league branşını anlatabilmem için rugby uniondan da bahsetmek zorundayım. Bu da diğer yazımın konusu olacak. İsterseniz kendi hikâyemle devam edeyim…

Dediğim gibi başlangıcım rugby union ile oldu. İstanbul Ottomans RFC ile başlayan maceram, şu an faaliyetlerini askıya almış olan Bakırköy RFC ile devam etti. Sonra, 2013’de İstanbul Anadolu Jimnastik ve Spor Kulübü’nü kurup, Bosphorus Rugby takımını hayata geçirene kadar Ottomans RFC’ye geri dönüp rugby oynamaya devam ettim. Bu süreç boyunca sadece oyuncu olmadım. Türkiye’de gerçekleşmesi zor bir oluşumun altına imza atıp, Türkiye Rugby Kulüpler Birliği’ni kurup, başkanlık görevini üstlendim. Daha sonra birliğin faaliyetlerine ara verdik. Bu esnada World Rugby (Dünya Rugby Birliği) eğitimlerinden geçip rugby union hakemi ve antrenörü de oldum. Bu süreçte hayatımızda sadece 15’li rugby vardı.

Artık farklı bir branşın daha ülkemizde hayata geçmesi gerektiği düşüncesiyle, dört yıl önce, Türkiye’de yaşayan expat arkadaşlarım Julien Treu ve Steve Jackson ile TRLA’nın temellerini attık. Sonra aramıza TRLA’nın şimdiki başkanı olan Gürol Yıldız katıldı. Böylelikle hayatımıza bir de rugby league girmiş oldu. Bu esnada geçirmiş olduğum bir hastalıktan dolayı İstanbul Anadolu Jimnastik ve Spor Kulübü’nün faaliyetlerini sonlandırdık. İyileştikten sonra ise, gönüllü terapistliğini üstlendiğim Özel Gülen Güneş Rehabilitasyon Merkezi’nin özel sporcular için kurmuş olduğu Gülen Güneş Özel Sporcular Spor Kulübü’nün başkanlığını yapmaya başladım. Bu arada Bosphorus Rugby, küçük bir isim değişikliği ile hayatına devam etti. Bosphorus Wolves olarak TRLA organizasyonlarına katılıyor. Ben de yukarıda saydığım görevlerle birlikte takımın antrenörlüğünü yapmaktayım. Tabii aynı zamanda RLEF (Avrupa Rugby League Federasyonu) onaylı rugby league hakem ve antrenörlüğünü de unutmayayım.

Umarım “gönül bağı” kavramını biraz olsun anlatabilmişimdir sizlere. Bu öyle bir bağ ki tüm yoğunluğunuza rağmen birçok farklı sorumluluk alıveriyorsunuz üzerinize. İster oyuncu olun ister yönetici… Vize sınavlarını ekip maçlara çıkan birçok öğrenci tanıyorum. Bizler yeri geliyor, iş hayatımızı bu spora göre planlıyoruz. Cebimizden harcayıp, tek bir kuruş kazanmasak dahi kimse söylenmiyor. Bu bağ ki bizi ayakta tutuyor. Bir terapist olarak söylüyorum, bu spor bize çok iyi geliyor. Kendi takımımda oynayan birçok danışanım var ve rugby league kişisel gelişimlerinde onlara çok büyük destek oluyor.

Düşünün bu bağ sayesinde dört yıl içerisinde yakaladığımız ivme ile şu anda RLEF’e tam üye olma yolundayız. Dünya’da profesyonel olarak rugby league oynayan Türk oyunculardan ve Türkiye’de yaşayan lokal oyunculardan oluşan iki ayrı erkek milli takımımız; yine lokal oyunculardan oluşan bir kadın milli takımımız ve lokal oyunculardan oluşan U18 erkek milli takımımız var. Erkek milli takımlarımız Dünya sıralamasında 24’üncü; kadın milli takımımız ise 11’inci sırada. İki adet erkek ligimiz, bir adet kadın ligimiz ve 1 adet erkek U18 ligimiz mevcut. Ayrıca kulüpler bazında oynanacak olan Euro XIII Ligi’ne katılacak Anadolu XIII isimli bir karma takımımız da mevcut. Tabii ki TRLA denince akla ilk gelen şey olan Uluslararası İstanbul Beach Rugby League Turnuvası’nı da unutmamamız gerekir. Bu yaz pandemi olmasaydı 5’incisi düzenlenecekti.

Uzun lafın kısası beni ayakta tutan bu sporu sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Umarım sizin de hoşunuza gider. Bir daha ki yazıda görüşmek üzere…

Oytun Çölok

TRLA Eğitim ve Gelişim Direktörü – Milli Takımlar Menajeri