Fenerbahçe Nefes Nefese
Fenerbahçe, Gençlerbirliği engelini ilk yarıda bulduğu 3 golle aştı. Asensio ve Kerem’in yıldızlaştığı, maçın analizi.

Kadıköy’de Erken Final: Fenerbahçe, Gençlerbirliği Engelini İlk Yarıda Aştı
Süper Lig maratonu tüm hızıyla devam ederken, şampiyonluk yolundaki psikolojik savaşlar bazen saha içindeki taktiklerden çok daha belirleyici olabiliyor. Ezeli rakip Galatasaray’ın, maçtan tam 1 gün önce zorlu Rize deplasmanından galibiyetle dönmesi, Fenerbahçe üzerinde kuşkusuz ciddi bir baskı oluşturmuştu. Sarı-lacivertliler, Kadıköy’ün çimlerine ayak bastığında biliyorlardı ki; yaşanacak en ufak bir puan kaybı, şampiyonluk yarışındaki makasın açılmasına ve telafisi zor bir yola girilmesine neden olacaktı. İşte Fenerbahçe, sahaya tam da bu “kazanmak zorundayız” duygusunun yarattığı yüksek konsantrasyonla çıktı.
Fişi İlk 45 Dakikada Çektiler
Maçın başlama düdüğüyle birlikte rakip kaleyi ablukaya alan bir ev sahibi izledik. Fenerbahçe, rakibinin direncini kırmak için oyunu zamana yaymak yerine, işi erkenden bitirmeyi hedefleyen bir strateji belirlemişti. Nitekim planları kusursuz işledi. Sarı-lacivertliler, taraftarının da desteğiyle Gençlerbirliği karşısında henüz ilk devrede skoru almayı başardı. 3 golle gelen 3 puan, maçın ikinci yarısını adeta bir formaliteye dönüştürürken, rakiplerine de “Biz buradayız ve vazgeçmiyoruz” mesajı verdi.
Asensio’nun Resitali ve Kerem’in Dönüşü
Saha içinde takımı bir maestro edasıyla yöneten isim kuşkusuz Marco Asensio idi. Takımın orkestra şefi rolünü üstlenen yıldız oyuncu, attığı paslar ve oyun görüşüyle kalitesini bir kez daha konuşturdu. Özellikle Kerem’e yaptığı o şık asist, futbol severler için görülmeye değer bir estetik harikasıydı.
Gecenin bir diğer parlayan yıldızı ise Kerem oldu. Son dönemde yaşadığı dalgalanmaları geride bırakan başarılı futbolcu, attığı gollerle adeta küllerinden yeniden doğdu. Kerem’in saha içindeki enerjisi ve bitiriciliği, moral depoladığının ve psikolojik olarak da toparlandığının en net göstergesiydi. Bu performans, şampiyonluk yürüyüşünde Fenerbahçe için kritik bir kazanım olacaktır.
Semedo Duvarı ve Kante Faktörü
Defansif kurguda da işler yolunda gitti. Mert Müldür, sol kanat koridorunu maç boyunca çok etkili kullandı; hem savunmada açık vermedi hem de hücum bindirmeleriyle takımı rahatlattı. Aynı şekilde Semedo da son derece başarılı ve hatasız bir oyun ortaya koydu.
Ve tabii ki N’Golo Kante… O, dünya futbolunun en özel isimlerinden biri. Kante, henüz fiziksel olarak tam hazır olmamasına rağmen, sahada kaldığı süre boyunca elinden gelenin en iyisini yaptı. Şunu net bir şekilde söyleyebiliriz ki; Kante’nin varlığı bile rakiplerin psikolojisini bozmaya, oyun planlarını değiştirmelerine yetiyor. Onun orta sahadaki direnci, takımın güven sigortası gibiydi.
Alkışlar Metin Diyadin ve Ali Şansalan’a
Skor ne olursa olsun, Gençlerbirliği’nin sergilediği oyuna da değinmek gerekir. Teknik Direktör Metin Diyadin yönetimindeki Başkent temsilcisi, oyunu çirkinleştirmeden, göze hoş gelen bir futbol oynamaya çalıştı. Özellikle 2. devrede topa daha fazla sahip olan ve pas yapan taraf onlardı.
Maçın hakemi Ali Şansalan ise geceyi hatasız tamamlayan isimlerden biriydi. İyi niyetle yönettiği karşılaşmada, pozisyonlara olan yakınlığı ve verdiği doğru kararlarla oyunun akışını bozmadı. Maça gölge düşürecek bariz bir hatası olmayan Şansalan, standardı yüksek bir yönetim sergiledi.
Sonuç olarak Fenerbahçe, stres seviyesi yüksek bir haftayı 3 golle ve net bir oyunla geçerek, şampiyonluk yarışındaki iddiasını güçlü bir şekilde sürdürdü.




