Ring ve Risk

Ring ve Risk

Hemen her spor, ölümcül risk taşıyor. Basit bir dağ yürüyüşü bile, bir kaza ya da kalp krizi sebebiyle ölümle sonuçlanabiliyor. Ancak en fazla sporcu ölümü, boks ringlerinde yaşanıyor.

Yapılan bir araştırmaya göre, 1890-2011 yılları arasında 1604 boksör ringde hayatını kaybetmiş. Bu rakam, yılda ortama 13 boksörün ölmesi anlamına geliyor. Başka bir deyimle, ayda en az bir boksör hayatını ringde kaybediyor.

Bu arada, amatör ve profesyonel boksu birbirinden ayırmak gerekiyor. Amatör boks maçları üçer dakikalık, üç raunt olarak oynanıyor . Profesyonel boks maçları ise üçer dakikalık, oniki raunt üzerinden oynanıyor. Ayrıca amatör boksörler için, kask takma zorunluluğu var. Bu sebeple amatör boks müsabakaları, sporcu sağlığı açısından güvenli görünüyor.

Profesyonel boks maçlarındaki ölümlerin bir sebebi de, raunt sayısının fazla olmasıdır. Oniki raunt süren bir maç, otuzaltı dakika devam etmiş oluyor. Kondisyonu zayıf olan boksör, son rauntlara doğru bitkin düşüyor. Gardı düşünce, kendini savunamaz hale geliyor. Başına aldığı isabetli ve sert yumruklar, boksörün maçı hatta hayatını kaybetmesine neden oluyor.

1983 yılına kadar profesyonel boks maçları, onbeş raunt üzerinden yapılıyordu. 13 Kasım 1982 yılında Las Vegas’ta, dünya hafif sıklet unvan maçı vardı. Maçın ondördüncü raundunda boksörlerden Göney Koreli Duk Koo Kim, başına aldığı sert yumruklarla nakavt oldu. Maç sonrası beyin kanaması sebebiyle ameliyata alınan boksör kurtarılamadı.

Hayatını kaybeden her boksörün ardından olduğu gibi, yine bazı sivil toplum kuruluşlarından tepkiler gelmeye başladı. Güney Koreli boksörün ölümü sonrası, sivil toplum kuruluşları ve aktivistlerin çabası olumlu sonuç verdi. 1983 yılından itibaren, maçlar oniki raunt üzerinden yapılmaya başlandı.

Oysa ki Duk Koo Kim’in ölümüne sebep olan yalnız raunt sayısının çokluğu değildi. Bir önceki rauntta en az üç düzine hatırı sayılır yumruk yemişti. Ondördüncü raunt başladığında, zaten güçlükle ayakta duruyordu. Belki de, beyin kanaması bir önceki rauntta başlamıştı bile. Kim’in antrenörü ve maçın hakemi, maçı devam ettirmeyebilirlerdi. Maçı devam ettirerek bir ölçüde boksörün sonunu hazırladılar. Buna benzer bir çok örnek yaşandı profesyonel boks liginde.
Rakibinin daha üstün bir performans sergilemesi ya da boksörün enerjisinin maçı devam ettirmeye yeterli olmadığı halde maçlar devam ettirildi. Göz göre göre sayıları yüzlerle ifade edilen boksörün ölümüne veya kalıcı beyin hasarları yaşamasına sebep olundu.

Uzmanlar, beyin hasarları sonucu kişilerde konuşma bozuklukları, şahsiyet değişiklikleri, dengesizlik, titreme ve psikiyatrik bozuklukların ortaya çıktığını söylüyorlar. Dünya ağır sıklet boks şampiyonu Muhammed Ali Clay, başına aldığı sert darbeler yüzünden, ömrünün son 38 yılını parkinson hastası olarak geçirdi.

Büyük paralar kazanılan ağır sıklet boks şampiyonalarının, bedeli de ağır oluyor. Muhammed Ali Clay, bu ağır bedeli şu sözlerle ifade ediyor. “İnsanlar bugünlerde çok yavaş konuştuğumu söylüyor. Bu sürpriz değil. Hesapladım, tam 29.000 yumruk darbesi almışım. Fakat bunun karşılığında 57 milyon dolar kazandım. Karşılığında para kazanmadan silah ve bıçakla her yıl kaç siyahi insan öldürülüyor farkında mısınız? Yavaş konuşabilirim, ama aklım yerinde.”

Kıtalar arası ağır sıklet boks şampiyonumuz Sinan Şamil Sam, karaciğerine aldığı sayısız yumruk darbesi yüzünden, karaciğer yetmezliği sebebiyle hayatını kaybetti. Yalnız beyinde değil, iç organlarda kalıcı hasara yol açıyor alınan darbeler. Çene ve elmacık kemiği kırıkları, ağır burun hasarları oluşabiliyor. Görme bozuklukları, işitme kayıpları ve daha onlarca kalıcı hastalık boksörlerin kaçınılmaz kaderi oluyor.

Yeşil sahalarda ya da başka spor dallarında ölen sporcu yok mu, tabii ki var. Kalıcı hasar yaşayan sporcular da var. Ancak bu ölümlerin ve hasarların sebebi, sporcuların yedikleri dayak değil. Hayvanların dövüştürülmesinin kanunlarla yasaklandığı bir dünyada, insanların dövüştürülmesi için yasal düzenlemeler yapılması düşündürücü olduğu kadar, üzücü de.

Dövüş sporları, elbette yalnız bokstan ibaret değil. Tekmelerin de yumruklarla birlikte kullanıldığı, daha sert dövüş sporları da var. Yasa dışı düzenlenen müsabakalar, kayıt altına alınamayan sporcu ölümleri ve yaşanan kalıcı hasarlar. Bu dövüşler üzerinden oynanan yasal ve yasa dışı bahisler var.

Boksun ve diğer dövüş sporlarının yasaklaması için sürekli mücadele eden, aktivistler ve sivil toplum kuruluşları var. Dövüş sporlarının devasa bir sektör haline geldiği dünyada, bu sporları yasaklamasını istemek elbette hayalcilik olur. Aktivistler ve sivil toplum kuruluşları bu sporların yasaklanması yerine, radikal düzenlemeler yapılması için çalışmalılar yaparak, kamuoyundan daha fazla destek alabilirler. Bu sporların yasaklanması halinde, kuralsız ve gözetimsiz olarak, yer altında devam etmeyeceğini kimse garanti edemez.

Boksta kalıcı hasarlar ve ölümler kurallardan ve ihmallerden kaynaklanıyorsa, gerekli tedbirleri almak öncelikle Dünya Boks Federasyonun görevidir. Bu konuda dünya genelinde yapılacak bir çalışmaya, sağlık kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve basın yayın kuruluşları gerekli desteği vereceklerdir. Yapılabilecek her türlü düzenlemeye, titiz çalışmalarını bildiğimiz Türkiye Boks Federasyonu ve diğer ilgili kuruluşların da gerekli katkıları sağlayacaklarını düşünüyorum.