İkinci Dalganın Ayak Sesleri

Piyasalarda ikinci dalga rüzgarları esiyor. Döviz ve altın yükselişte, borsa tepetaklak. İkinci dalga beklentisi, piyasaların ateşini yükseltiyor. Vaka sayısındaki artış, yeniden endişe verici boyutlara ulaşmış durumda.

İkinci dalganın ayak sesleri duyuluyor. Ama sahiller sıkış tepiş, insanlar corona virüsü denize dökme çabasında galiba. Bayram ziyaretlerinde mesafe korundu mu, korunmadı mı bilinmez ama insanlar sağlığını riske atarak düğünlerde kurtlarını döküyor. Piknik alanlarında, dip dibe mangallar yakılıyor. Bankamatiklerin önünde, nefes mesafesinde kuyruklar var. Büyükşehirlerde kalabalıklar, sokaklara taşmış durumda. Maske yok, uygun mesafe yok. Herhangi bir kontrol olursa diye, maskeler çene altında veya bilekte hazır bulunduruluyor. Neredeyse tüm tedbirler, rafa kalkmış durumda. Sağlık çalışanlarının emeklerinin, heba edilmesi üzücü.

Şimdiye kadar insanlar hep korkutularak, alınan tedbirlerin uygulanması amaçlandı. Belki bir miktar korku gerekliydi de ama bir çok insan panik atak oldu, bu sayede. Cemaatini sürekli cehennemle korkutan hocalardan farksızdı, bilim insanlarının söylemleri. Sokağa çıkma yasağı dönemlerinde, hareketsizlikten hemen herkes gözle görülür şekilde kilo aldı. Tarih boyunca yaşanan en tembel dönemlerden birisiydi, belki de o günler. Evde kalmak, tek başına çare değildi aslında. Uygun beslenme ve hareketlilik de gerekiyordu. Uzmanların ve televizyonların, bu konulara daha fazla değinmesi faydalı olurdu. Ama, korku salmayı tercih ettiler.

Bu gidişle okulların açılması şüpheli, maçların ve müsabakaların seyircisiz oynanması garanti. Kulüpler, taraftarın sahadaki desteğinden mahrum kaldığı gibi, seyirci hasılatından da uzun süre mahrum kalacak gibi görünüyor. Kulüpler yayın hakkı, sponsor desteği ve reklam gelirlerini artırarak, ekonomik kayıplarını azaltabilirler.

Vaka sayısı arttığı sürece, özellikle altında yön yukarı olacaktır. Ülkelerin ekonomilerinde yaşanan daralmalar, işsizlik sayılarındaki artışlar kısa sürede düzelecek gibi değil. Yalnız ekonomik tedbirlerle de sonuç alınmayacağı ortada. Ekonomik krizin altında yatan sebep belli. Salgın sebebiyle, mart ayından bu yana alınan tedbirlerin sonuçları beklediği gibi olmadı. Vaka sayıları, hala bir çok ülkede beklentilerin üzerinde. Salgının ekonomik yıkımı, her geçen gün kendisini daha fazla hissettirecektir.

Konuya spor penceresinden bakıldığında, esas sıkıntı belki de bu dönemde yeterince sporcu yetişmeyeceğidir. Ülkemizde spor yapan insan sayısı zaten çok düşükken, salgın sebebiyle bir kat daha aşağıya düştüğünü söylemek abartı olmaz.

Sokağa çıkma yasağı dönemlerinde bazı antrenörler, dijital ortamda öğrencilerine antreman yaptırdılar. Başta devlet televizyonu olmak üzere, tüm televizyon kanallarının benzer programlar yapması halk sağlığı açısından faydalı olacaktır. Bağışıklıklığın öneminin konuşulduğu bu günlerde, hareketsizlik yüzünden insanların bağışıklık sisteminin çökmesine izin verilmemelidir.

Sağlığımızı korumanın en önemli yolu, spordur. Evde kalmamız, spor yapmamıza engel değildir. Bir spor salonunda yapabileceğimiz antremanı, evimizde de yapabiliriz. Her zamankinden daha fazla harekete ihtiyacımız olan bu günlerde, hiç olmazsa yirmi dakika spor yapalım evimizde. Yeterince dinlenmedik mi?

Evinizden sporu eksik etmeyin, sağlıklı günler diliyorum.