DOLAR 18,5446
EURO 18,2363
ALTIN 1.008,05
BIST 3.392,13
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 20°C
Az Bulutlu
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Sal 20°C
Çar 21°C
Per 21°C
Cum 21°C

Bakkal Amca

Bakkal Amca

Eskiden bugünkü anlamda marketler yoktu. İnsanlar alışverişini mahalle bakkallarından yapardı. Her mahallede üç beş bakkal olurdu. Çoğu kez alışverişler veresiye yapılır, deftere yazılırdı. Bakkalların raflarında etiket bulunmazdı, ucuz mu pahalı mı diye diğer bakkallara sorulmazdı. Etiket, Bakkal Amcanın ağzından çıkan rakamdı, pazarlık yapılmaz ya da itiraz edilmezdi. O yıllarda alışveriş için bakkala çocuklar gönderilirdi. Bakkaldaki büyük veresiye defterinden başka, her ailenin kendi veresiye defteri vardı. Alışveriş tutarı her iki deftere de yazılarak, aybaşında mutabakat yapılırdı. Bakkal da müşteri de birbirine güvenir ama kontrol elden bırakılmazdı. Şimdilerde dipte köşede kalmış birkaç bakkal, ekmek, sigara, su ve meşrubat gibi ihtiyaç malzemesi satarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Büyük marketlerin mahalle aralarına kadar girmesiyle birlikte, kalan bakkallar da can çekişiyor.

bakkal

Yalnız bakkallar değil, diğer küçük esnafın da marketler yüzünden işleri kesat. Devasa marketlerin içinde yok yok. Et balık ve tavuk satarak kasaplara, meyve sebze satarak manavlara darbe vuruyorlar. Hepsi bunlarla sınırlı olsa iyi. Ekmek, baklava börek ne arasan var. Kırtasiye, giyim, elektronik, beyaz eşya… saymakla bitmez. Telefonlara kontör yüklüyor, fatura bedellerini tahsil ediyorlar. Etiketleri sürekli yukarı doğru güncelliyorlar. Sebepleri hazır, döviz artıyor. Ama döviz düşerken etiketler bir kuruş aşağı düşmüyor.

“Aldın aldın” almadın hapı yuttun. Buna benzer laf cambazlıklarıyla, fabrikaların satamadığı malları bir liraya alıp beş liraya halka satıyorlar. Müşteriler satılan ürünlere ihtiyaçları olmasa bile sabahın köründe kuyruğa giriyorlar. Bazen işe yaramaz ürünler için birbirleriyle kavga bile ediyorlar. Merdiven altı ve taklit ürünleri, markalı ürünlerden birkaç kuruş daha ucuza satıyorlar. Ucuzluk politikaları bu. Her birisi ucuz mal sattıklarını iddia etseler bile etiketleri görünce insanın alışveriş yapası gelmiyor. Televizyon reklamlarının büyük bir kısmı market kampanyalarıyla dolu. Billboardlar, internet sayfaları bunların ilanlarıyla dolup taşıyor. İnternet üzerinden yaptıkları satışlarla, siparişleri kapıya kadar getiriyorlar. Küçük esnafın kazancına her yönden engel oluyorlar.

Oysa bakkalların reklama, boyalı sözlere ihtiyacı yoktu. O yıllara göre rafları yeterince renkliydi. Pişmiş yumurta, ekmek arası helva satarlardı. İsteyene kavurma, sucuk, kaşar peyniri dilimler sandviç yaparlardı. Çocuklar için farklı seçenekler bulunurdu rengarenk misket ve topaçlar, plastik toplar ilgi çekerdi. Leblebi tozu, tane işi gofret, külahta çekirdeğin tadını şimdikiler bilmez. Bakkal yol tarif eder, kiralık ev bulurdu. Postacının sahibini bulamadığı mektupları alır, sahibine verirdi. Kısacası bakkal bizden birisiydi, marketin sahibini tanımıyoruz. Market bizi e posta adresimizden, kredi kartımızdan tanır. Yaptığın alışveriş kadar değerli olursun. Çok hatırı sayılır bir müşteri olsan da cüzdanını evde unuttuysan, tek bir çiklet bile alamazsın. Eski günler geriye gelmez ama seni çok özledik Bakkal Amca.

Sağlık ve huzurla kalın.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.