DOLAR 7,4642
EURO 9,0240
ALTIN 438,14
BIST 1.524
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 6°C
Kar Yağışlı
İstanbul
6°C
Kar Yağışlı
Paz 3°C
Pts 1°C
Sal 3°C
Çar 4°C

4 Sayı Ya da Basketbolun Sonu!

4 Sayı Ya da Basketbolun Sonu!
04.08.2020
A+
A-

Sevgili sporseverler; ”3 sayı at, Yan Gel Yat” başlıklı bir önceki basketbol yazımda, 3 sayının basketbola daha çok olumsuz etkilerini anlatmıştım; olumlu yanlarının yanı sıra; bildiğiniz gibi. Gel gelelim, dünya benim etrafımda dönmediğinden, basketbol dünyası, 4 sayı meselesini tartışmayı sürdürüyor. Bir yandan “pozisyonsuz basketbol” gündemdeyken, diğer yandan 4 sayının basketbola etkilerinin ele alınması; yaman bir çelişki gibi gözükse de… Bu güzel oyuna kafa yormak, her şeye değer.

Eğer elinizde, bir maçta orta sahadan 25’te 23 oranla basket atmış Wilt Chamberlain’ınız varsa… Eğer maçlara ısınırken bile sahanın ortasından çembere ardı ardına isabetli şutlar gönderen Stephen Curry’e sahipseniz… Eğer mesafe tanımaksızın atış sokan James Harden, sizin takımınızda oynuyorsa… Eğer Shane Larkin gibi olağanüstü bir 1 numaranız çıkıyorsa sahaya; tıpkı Anadolu Efes gibi… Elbette 4 sayı gelsin diye can atarsınız. Tabii ki daha başlamadan, çıkacağınız her maçı kazanmayı, neredeyse garantilersiniz.

Ama işte her takımda o starlardan birkaç tane yok ki! Her kulüp canının istediği kadar 4 sayıcı yetiştiremez, yetiştiremiyor ki!

Ve siz yine de “İlle de 4 sayı! İlle de 4 sayı! “ diye diye tutturursanız… Bunun şöyle neticeleri olur:

Basketbol adaletsiz bir oyuna dönüşür. Tıpkı hayat gibi, güçlüler, zayıfları güle oynaya eze eze yenmeye devam ederler.

Sanıyorum ki, hiçbir basketbol sever böyle bir sonuca neden olmak, böyle bir duruma yol açmak istemez. Çünkü, özellikle NBA’de, giderek de tüm dünyada; 3 sayıya dayalı, sova dönük, tamamen dış şutlara endeksli taktik ve stratejik tercihler, basketbolun oyun kurma zenginliklerini, set oluşturma çeşitliliklerini tehdit ederken… Bir de 4 sayıların oyuna katılması, 4 sayı faktörünün temel basket unsurlarından biri haline gelmesi… Korkarım ki, basketbolun sonu olur. Aklın yolu birse de… Siz ne düşünürsünüz?, bilmiyorum.

Lary Bird gibi 3 sayı sihirbazıysanız… Bir hokus-pokusla topu fileden geçirebiliyorsanız… 4 sayı taraftarı olmanızdan daha doğal ne olabilir ki? Yaşamın her alanına matematiksel gözlüklerle bakanlardansanız… Analitik düşünceyi Amentü’nüz ilan ettiyseniz… Her sorun karşısında nesnel tutum takınanlardansanız… Basketbolda 4 sayı yanlısı tavırlar sergilemenizden daha olağan ne bulunabilir ki?

Unutmayalım ki, ömrümüzü tüketirken, olumlu/olumsuz sonuçlara bizi; süreçler götürür. Süreçleri pas geçip, gelişmeleri, değişmeleri görmezden gelenler, yok sayanlar; eninde sonunda yaya kalır!

Aynen sırf yaratacağı skor zenginliğine angaje olup; kaliteyi, tabela değişkenliğini, sayı dengelerini, geriden gelenlerin de maç kazanabilme ihtimallerini ortadan kaldıracağını unutup, hesap edemeyip, aklına bile getirmeyip, basketbol miyobu olan, “4 sayı da 4 sayı!” makarasına saranlar gibi…

Şüphesiz ki 4 sayı; sayısal bolluk yaratacak, neredeyse tüm müsabakaları üç haneli rakamlara taşıyacaktır.

Peki ya basketbol estetiği ne olacak? Tüm bunlar yaşanırken, yaratıcılığın git gide ortadan kalkacağını, giderek yok olmaya yüz tutacağını anlamak, görmek için; basketbol dehası olmak mı gerekir?

Hiç sanmam. Basketbolu azıcık bilenler bile, yolun sonunu şimdiden görebilirler. Basketbolun, 4 sayı kuralı getirilirse şayet… Ne kadar yavanlaşacağını, tek yönlü hale dönüşeceğini, pozisyon çokluğundan çok, skor üstünlüğüne evrileceğini, çizgi gerisi bir atış yarışmasına esir edileceğini öngörebilirler. Ve bu halin varacağı yer şu: Basketbolun sonu! Gönül böyle dilemese de, görünen köy kılavuz istemez.

Hücum eden bir takımın oynayacağı her setten en az bir sayı çıkarabilmesi için:

%50 isabetle 2; %33 isabetle 3; %25 isabetle 4 sayı atması gerekir. Bu durumda, sizce iki pozisyondan birinin sayı olduğu bir karşılaşma mı, 4 pozisyondan birinin sayı olduğu bir karşılaşma mı basketbola daha çok yakışır?

Ve 4 sayılarda üstünlük sağlasa bile, çıktığı her 4 hücumun 3’ünden boş dönen bir takımın maçında; oyun tansiyonu diye bir şey, seyir zevki diye bir güzellik kalır mı?

NBA’in en elit adamları dahi sadece 4’te 3 isabetle serbest atış kullanırken… Eğer 4 sayı geçerli hale gelirse, rakibin kazandığı her 4 sayıya ancak 5 serbest atışla karşılık verilebileceğinin farkında mıyız? Ve bunun, pota altı opsiyonlarını ne denli verimsizleştireceğini,  gerçekten biliyor muyuz acaba? Farkına varabiliyor muyuz olacakların? İnşallah varabiliyoruzdur. Aksini düşünmek bile istemem.

Bu işi sadece “3 sayı çizgisinin daha ileri taşınması”na indirgeyenleri, probleme bu açıdan yaklaşanları yanıtlamayı zul sayarım! O yüzden o açıyı umursamıyorum. Basketbol tek bir çizgiden ibaret değil çünkü. Basketbolu güzelleştiren, çizgilerin nereye çekildiği/çekileceği değil, oyun zekasıdır; tartışmasız. Tüm sporlar gibi, basketbol da, “akıl oyunlarına” dönüştüğü sürece/kadarıyla keyiflendirir, standartlarını yükseltir. Bu oyunu “bir çizgi münakaşasından ibaret sanmak/ saymak, bir ihanet değilse de… Koskocaman bir aymazlıktır. Daha açığı, basketbolu bilmemektir. Nokta!

Kaldı ki, 3 sayının bile basketbola getirdiği, dayattığı değişiklikler bunca tartışılırken; bir de 4 sayının peşine düşmek; bilmem ki nasıl adlandırılabilir?

4 sayı kuralı basketbola katıldığında, her basketçi Harlem yıldızına dönüşüp, 4 sayı canavarı kesilemeyeceğine göre… Yıldızlarla diğerleri arasındaki değer uçurumlarını, oyuna etki becerilerini nasıl dengeleyeceğiz? Basketbolu, gittikçe starların resmi tören geçidine çeviren sıkıcılıktan, haksızlıktan, dengesizlikten nasıl kurtulacağız? “4 sayı da, 4 sayı!” diye tutturanların, en önce bu meseleyi halletmeleri gerekir. Yoksa havanda su dövmeye devam! Yaşasın tribünlere oynayanlar!

4 sayı basketbolun geleceğini tehdit ederken… Ergin Ataman gibi Türk basketbolunun en büyük koçu, Avrupa arenasında tam 3 kupa kazanmış bir basketbol adamımız da, Galatasaray’dan ayrıldıktan sonra, kendini, vizyonunu geliştirme adına çıktığı NBA turunun sonunda en sağlam 3 sayı öncülerinden biri haline gelirken; oyun çeşitliliğine/zenginliğine iman etmek, ne kadar taraftar bulur bilemesem de… Ben, basketbolu güzelleştirmek için bildiğim ne varsa, anlatmaya devam edeceğim.

Basketbolda, her şeye rağmen, Her şey sayılardan ibaret değil çünkü. Kalite, bugünün dünyasını olmasa bile, geleceği şekillendirecek; en hayati, en temel unsurdur. Tabii ki basketbolu da.

“Çok sayı mı, güzel oyun mu?” polemiğinde benim safım belli. Ama herkesin seçimine, düşüncesine de saygılıyım. Ben, “ 4 sayı, basketbolun sonu olur, “desem de… Dileyen dilediğini söylemekte özgür.

Akıl akıldan üstün. Haklı olanı zaman gösterir. Günlerin getireceğine, göstereceğine saygılıyım. Zaten biz istesek de, istemesek de, yaşamı, evreni zaman yönetmiyor mu?

Haa! Unutmadan… Madem 4 sayıyı tartıştık. O halde iki yaratıcı öneri de benden gelsin. Ne dersiniz?:

Madem iş gelip topu daha uzağa fırlatmaya, taaa en uzaklardan basket atmaya dayanacak… Öyleyse ne duruyorsunuz kardeşim? İlk önerim şu: Türkiye’nin, Avrupa’nın, dünyanın en iyi güllecilerine basket öğretin, oynatın; olsun bitsin! Topu en ileri, en yükseğe en iyi onlar atabilir çünkü.

İkinci önerim daha da güzel… Hani eskiden, daha savaş topları icat edilmemişken mancınıklarla, birbirlerine iri taşları, kaya parçalarını fırlatarak savaşırmış ya insanlar… Hah! Onu diyorum işte!:

Karşılıklı 2 potanın altına 2’şer asıl 2’şer yedekten oluşan 4’er kişilik iki ekip yerleştirin. O ekiplerin emrine de en son model, en gelişmiş mancınıkları verin… Sallayıp dursunlar basket toplarını birbirlerine… Bileği, becerisi galip gelen, mancınıkçı başı daha akıllı, daha yetenekli olan kazansın maçı!

Ne gerek var canım, transferdi, bütçeydi, paraydı, puldu, takım kurmaydı yırtınmalarına… Alın size hem ekonomik, hem yaratıcı iki çözüm önerisi. Uygulamaya hangisi önerimden başlayacağınızı ben bilemem! Her yiğidin yoğurt yiyişi ayrı. E, o kadarını da siz düşünün artık!

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.